Eskilerin dediği gibi: “kem âlât ile kemalât olmaz”. Yani kötü araçlarla insan kemale erişemez. Yanlış araçlarla, hatalı yöntemlerle, sapkın yollarla doğruya, iyiliğe, güzelliğe ve bunların hulasası olan mutluluğa ulaşmak mümkün değildir.
Mutluluk arayışı, insanın aslî özelliklerinden biri. İnsanlık tarihi bu arayışın uzun bir hikâyesinden ibaret. Diğer bütün arzuların tersine, mutluluk başkası değil kendisi için istenen bir şey. Para, makam, şöhret, güç, bilgi, çevre, vs… bunların hepsi insanın mutlu bir hayat yaşamak için elde etmek istediği şeyler. O yüzden hiç biri kendi başına bir gaye teşkil etmiyor. Fakat mutluluk öyle değil. Mutluluk, sadece kendisi için istediğimiz bir şey.
Buna dikkat çeken klasik İslâm düşünürleri, mutluluğu genellikle elem ve kederden arınmış olma hali olarak tanımlarlar. Saadet, yok olma korkusundan uzakta olmayı, güven, huzur ve itminan halini ifade eder. Maddi araçlar mutluluğun bizatihi kendisi değildir. Onlar, bizi mutluluğa götürmesi beklenen araçlardır. Maddi şeylerin bizatihi kendileri birer amaç olamaz. Çünkü onlar insanı kaygı ve güvensizliğin ötesinde bir huzur ve doygunluk noktasına ulaştıramazlar.
Bu manada mutluluk maddi bir şey değildir. Zaten mutluluğu herhangi bir maddi ölçüye vurmak da mümkün değil. İnsanlar fakir, eğitimsiz, şöhret ve nüfuzdan uzak ama yine de mutlu olabilirler. Dahası mutluluk, keder, elem ve korkudan uzak olma halini ifade ettiği için, aslında bu kaygıları besleyen maddi unsurlar insanın mutluluğunu kısıtlayan şeylerdir. Yani insanın hayatında ne kadar çok maddeye sahip olma kaygısı ve hesabı varsa, mutsuz olma ihtimali de o kadar fazladır.
Bu, maddi varlığın mutluluğun önünde bir engel olduğu manasına gelmez. Aynı şekilde bu, maddi zorlukların ve yoksulluğun mutluluk getireceği gibi bir sonuca da götürmez bizi. Her şeyde dengeli olmayı salık veren İslâm, maddi varlıkla manevi mutluluk arasında da denge halini esas, bunun dışındakileri arızî bir durum olarak görür. Bu yüzden varlıkla imtihan edilmek ne kadar zorsa, yoksullukla imtihan edilmek de o kadar zordur.
Sevgili canım yeğenim...
Yorum için teşekkürler. Allah(c.c.) razı olsun..Amin...Evet kurban mutluluk her ne kadar maddede arar isek aslında maneviyattadır..
Maddi bazı şeylerden vazgeçilir ve de telafısı da mümkün olur ileride ama maneviyatta feraget edilmezse işte asıl mutluluk bu olur..
Sevgiyle kalın..Duayla kalın...
İmkansız birini sevdim
Gözlerinde hüzün olan,
İmkansız birini sevdim,
Ellerindeydi kalbim.
İmkansız birini sevdim,
Sanki O’da bir gün severmiş gibi.
İmkansız birini sevdim,
Benden çok uzaklarda....
İmkansız birini sevdim,
Anılarımın en özeli.
İmkansız birini sevdim,
Yanındayken kalbimin güvercin olduğu.
İmkansız birini sevdim,
Bir gün gideceğini bilerek.
İmkansız birini sevdim,
Bana cennetin kapısını gösteren.
İmkansız birini sevdim,
Hayallerimde büyüttüğüm.
İmkansız birini sevdim,
Sadece bir nefes alış süresinde.
İmkansız birini sevdim,
Kendimi unuturcasına...
İmkansız birini sevdim,
Bugün seslense döneceğim,
İmkansız birini sevdim,
Bana asla gel demeyecek,
İmkansız birini sevdim,
O’na sevdiğimi söyleyemedim...
İmkansız birini sevdim,
Hala geleceğini beklediğim....
Hakkımda
"Dök içini hep O'na dökebildiğin kadar, Bir gün bu kapkara çöle gelecektir bahar, Şimdilik biraz buğulu görünse de efkâr, "Nevbahar" diyor dört bir yanda duygular"